Okurken düşünmemi, kendimden bir şeyler bulmamı sağlayan insanın doğası, evrenin işleyişi üzerine düşünmeyi teşvik eden güzel bir kitap. Kitapta kendi yaşadığı bunalımlı süreçlerden, bu süreçleri atlatırken nasıl bir yol izlediğinden bahsediyor yazar Bülent Gardiyanoğlu. Başkalarını mutlu ederek yaşadığı hayatın, bir çok kayıpla bir anda alt üst olması sonucu altında kaldığı yoğun düşüncelerden nasıl bir çıkış yolu bulduğundan, rahatlamak ve kendini daha iyi hissetmek için yapılması gerekenlerden bahsediyor. İnsanın hayattaki varlığını, yaşam amacını sorgulaması, acılardan nasıl ders alması gerektiği gibi derin konular üzerine değerlendirmeler yapılıyor. Yaş ilerledikçe işini, yaşantısını, olduğu konumu sorgulayan pek çok insanın kendini iyi hissetmesini sağlayacak bir kitap. Kitabın sonunda okuyanın kendini değerlendirmesi ve farkındalık kazanması için formlar verilmiş, yazarak kendimizi daha iyi anlamamızı sağlayacak bir bölüm olmuş. Yazmak ve okumak; kişinin kendini anlama sürecinde...
Gözlerimiz kamera gibi neye çevirirsek ona odaklanır ve kaydeder. Herkesi görürüz de kendimizi görmekten aciziz. Özellikle de yüzümüzü görmek için başka araçlara ihtiyaç duyarız. Bir olayı yaşarken o anın derinliği ve yükselen duyguların bulanıklığı içinde bazı şeyleri algılayamayabiliyoruz. Bulutlar biraz dağılınca zihnimiz netleşmeye başlıyor, biraz zaman biraz sakinlik ve uzaklaşmanın ardından doğru düşünmeye başlıyoruz. Etraf karanlıkken göremeyiz, o an her şey korkunç ve belirsiz gelebilir. Ve o karanlığı kötü olarak adlandırırız. Kızarız, değiştirmek isteriz. Aynı karanlık bazen saklanmak için iyidir. Bazen fotoğrafın güzelliğini ortaya çıkaran güzel bir fon olur. Geceleri yeni güne hazırlayan perde olur. Uyuyup dinlenmek için, yeniden toparlanmak için vesile olur. Işığın güzelliğini ve önemini anlamamız için zıddını görmeye ihtiyacımız vardır. Aslında ışığı oluşturan karanlıktır. Karanlık olmasa aydınlık da olmazdı. Aydınlığın önemi...