Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nasırlaşan Duygular

Psikolog Harold Bessell şöyle bir benzetme yapmaktadır: "Ellerimizle çalıştığımızda nasırlarımız olur. Onlar elleri korur ve su toplamasını önler. Birisi duygusal olarak yaralandığında orası nasır gibi bir şeyle kaplanır. Bu orayı gelecek daha sonraki rahatsızlıklardan korur. Ama tabi tıpkı ellerdeki nasırlar gibi bu da cilt kadar hassas ve yumuşak değildir.

Kokuların Gücü Adına

İnsanların size ne yaşattığını unutabilirsiniz ama ne hissettirdiğini asla unutamazsınız şeklinde bir söz duymuştum. Çok doğru bir söz. İnsanlara, anılara bakınca bir çok şey hissederiz, anılar tazelenir ama ayrıntılar aklımızda olmayabilir. Buna rağmen hisler kolumuzdan tutup çekiştirir; o seni çok üzmüştü, kırmıştı, çok mutlu etmişti, çok seversin onu... Bir sürü düşünce duygulara, duygular da düşüncelere gerekeni hatırlatır. Bir ses, bir yer, bir tat, bir koku yılları, ayları bir anda şimdiye getirir. Kendinizi başka bir mekanda, başka bir anda hissedersiniz. Ne büyülü andır o. Bir şarkı vardı: bu kokuyu sürmeyin beni deli etmeyin, sevdiğimin kokusu bu sürüp sürüp gezmeyin 🙂 bir anda neler neler gelir insanın aklına. İyi ya da kötü... Kokunun hatırlatıcılığını çok seviyorum. Hemen görevini yapıp hızlıca hatırlatır gerekenleri. Durduramadığımız, farkında bile olmadan bizi saran bir duyumuzdur koku alma duyumuz. Kötü hissettiren anılara da götürebilir bu biraz kötü. Ama böyle hızlı...

Zorluklar üzerine tefekkür

Üç boyutlu resimleri ilk bakışta görmek zordur, herkes kolayca göremez. Görmek için zorlanmak, yaklaşıp uzaklaşmak, gözü şaşı yapıp düzeltmek, görene kadar beklemek, zahmet çekmek gerekir. Sonra bir anda yeni bir alem açılır önüne, suyun içinde yüzer gibi bir şekil yükselir zeminden ve başka bir dünyaya açılırsın. O güzelliği görmek için öncesinde zorluklara sabretmelisin. Hayat da böyledir önce sıkıntı i, zorluk gelir, eğer sabredersek öyle güzellikler gelir ki ferahlarız, iyi ki sabretmişim dedirtecek ödüller gelir sabrımızın mükafatı olarak. Bu sadece gördüğümüzdür. Göremediğimiz nice nimetler vardır ve çoğu da ötelere saklanmıştır. Bazılarını bu dünyada göremeyiz ve bilemeyiz. Rahmeti sonsuz Rabbimiz bize o kadar değer veriyor ki bu dünyada verdikleriyle de yalnız olmadığımızı hissettiriyor. Yaptığımız bir iyilikte, bir güzellikte iç huzuru hissetmemiz bile bize güç veren, yaşama azmi veren, bu dünyada verilen bir takım ödüller. Onlar da olmayabilirdi. Ama Allah bizi en iyi bilen v...

Para kazandıran uygulama (Ben Derim ki)

Bir süredir telefonumda kullandığım "ben derim ki" adlı anket doldurma uygulaması ile uzun vadede az da olsa para kazanabilirsiniz. Parayı kazanmak için gelen anketlere doğru cevaplar vererek puan biriktirmeniz ve sabırlı olmanız gerekiyor. 3000 puana ulaşınca paranızı çekebiliyorsunuz. Banka hesabınız yoksa telefona kontör olarak da yükleyebilirsiniz. 1000 puan 10 tl'ye karşılık geliyor. Dediğim gibi çok değil ama yine de ara sıra gelen anketlere cevap vererek bir kaç ayda bir miktar para kazanabilirsiniz. Ben iki kez para çektim. Gerçekten parayı yatırıyorlar. Denemeye değer iyi günler dilerim 🙂

Hatıra kaldıysa

Bir eşya hediye edilmişse, başkasını hatırlatıyorsa, hüzün veriyorsa ondan uzaklaşmak iyidir. Ancak her hatırlatıcıyı silip atmak mümkün olmadığı için onlara yeni yaşantılar eklemek lazım. Yeni anılar eskisini yavaşça silmeye başlayacaktır.

Bi Küçük Eylül Meselesi

Her şey zamana tutsak, zamanı gelince düşer bir yaprak bile... Bir kitabı yıllarca duyarsın, okumak istesen de bir türlü fırsat olmaz, ne yaparsan yap o kitap zamanı gelmeden sana gelmeyecektir. Yaşadığımız bir olayın etkisiyle okumamız gerekiyordur, bir hüznümüzde yardım edecektir veya şimdiki aklımızla daha iyi algılayacak hale geleceğizdir belki bilemeyiz. Ama o kitap, o film, o yazı senin istediğin zamanda değil, gereken ve nasip olan zamanda eline ulaşır. İşte bi küçük eylül meselesi filmi de benim için öyle oldu. Yıllardır ismini duyuyorum, izleyeceğim diyorum ancak bu kadar zaman sonra nasip oldu.

Sen seç

Şu an Türkiye'nin ve dünyanın her yanında bir sürü sıkıntılı insan var, kimisi hastalıkla boğuşuyor, kimisi zulme maruz kalmış, kimisi ölen yakınına ağlıyor, kimisi ayrılık acısı çekiyor, kimisi ölüm döşeğinde ve buna benzer bir sürü şey yaşanıyor. Peki biz ne kadarını biliyoruz, duyuyoruz? Ne kadarının farkındayız? Bilmediğimiz, görmediğimiz, duymadığımız olaylar bizim için imtihan olmuyor. İçimizde hiç bir şey hissetmiyoruz. Bildiğimiz, içimizi acıtan, bizi üzen olayları kafamıza takıyoruz ve imtihan oluyoruz. Peki kafamıza taktığımız olayları değiştirmek elimizde değil mi? Dünyadaki bir sürü şeyi kendimize yük etmek hayatımızı çekilmez hale getirir. Bazı yükleri bırakmak iyi gelecektir. Her şeyi kafamıza takmamak elimizde, bunu başardığımızda bir sürü yükü azaltmış oluruz. Allah kimseye taşıyamayacağı yükü yüklemez ve eğer taşıyamadığımız bir yük varsa üzerimizde onu kendimiz yüklenmişizdir. O yükleri fark edip azaltmak gerekir. Kafamızda takmamamız gereken neler var bir düşünel...